Pazartesi, Aralık 10

imge

İmgelerde aşk yada başka ….

Son parti. Saat 04:46. Masadakilerin yüzlerini seçemez oldu. Her şey bulanık. Elindeki titremeden dolayı kartlar yüzüne ılık ılık üflüyor. Destenin yarından fazlası bitti. İntihar. Bilinci, diğer oyuncuların ve yerde kalan iskambil kartları içinde dağılmış. Karo on veya sinek papaz! Karo on veya sinek papaz!! Kartı çekiyor. Allah kahretsin. Hadi güzelim, bebeğim, canım… Hadiiii…
Sigara. Yakamıyor sigarayı. Kulağında bir uğultu. Etrafı neden seçemediğini bilmiyor; gözlerindeki yaş mı? Desteye uzanırken parmaklarında yeni yanmış bir sigarayı fark ediyor. Kim yaktı? Bir an duraksayıp derin bir nefes çekiyor, hiç faydası olmadan. Diğerlerinin yüzlerini gözden geçiriyor. Tam anlamıyla donmuş. Nefes bile almıyorlar. Çektiği kartı diğerlerinin arasına yerleştiriyor. Hiç beklemediği bir kart! Eli bozup yeniden kuruyor. Titremesi bir kat daha arttı. Kararsızlık. Beklediği kartı değiştirme şansından başka bir şey olmadığını çözüyor. Bir an toparlıyor kendini. Sinek papaz beklerini bozup kupa kızına yer açıyor. Dirseklerini masaya dayadı. Derin derin burnundan nefes alıyor. Tek duyulan ses bu. Gözlerini dışarı çevirmeli. Kesinlikle dışarı. İçinde karanlık bir uçurumun olduğuna o kadar emin. Uçuruma sırtı dönük duruyor. Oturduğu sandalyenin arka iki ayağı uçurumun kenarında. Bakışları karşısında oturan adamın kahverengi ceketinin yakasına çakılmış. Elindeki titremeyi kontrol edip sağ kolunu hafiften oynatarak köşedeki kadehi alıyor. Büyükçe bir votka yudumu; hatta bardağı boşaltıyor. Bardağı yerine koyarken karo onu kahverengi ceketli adam sağındakine atıyor. Bir anda kalbininn yerinde takla attığını sanıyor. Kriz geçirmesi işten bile değil. Ama on’un çıkması iyi. Bozduğu seri. Adrenalin eroin gibi vücuduna yayılıyor. Kalbinden beynine, yanaklarına bir sıcaklığın ve uyuşmanın yayıldığını duyumsuyor. Soldaki kartını çekti. Adamın yüzündeki ufak bir kıpırtı sandalyeyi sarsıyor. İkinci bir mimik aşağıya yuvarlayabilir. Yüzü tekrar dondu. Yere kart attı. Korkudan tüm gücünün çekildiğini fark ediyor. Yerden kart çekmek için koluna omuzundan destek vererek büyük bir güçlükle uzatıyor. Kart kurşun gibi ağır. Kartt kurşşunn gibii ağırr… Çekince destenin iyice azaldığını fark ediyor. İki el daha ancak döner. Çektiği kartı bir pislikmiş gibi hemen elinden atıyor. Gözüne pencereden alaca karanlık gökyüzü çarpıyor. Onbeş dakikaya kalmaz gün ağarır. Bir an flaş patlar gibi bir görüntü geçiyor zihninden. Sabahın alaca şafağında apartmanın dış kapısının önüne dikilmiş, elindeki ondörtlüyü kafasına dayamış… Görüntü o kadar güçlü ki neredeyse zamanda kayma olduğunu düşünüyor. Zihninden kovamayacağını biliyor; o güç asla yok. Bir anda patlayan bu görüntü merminin beynine girme anı kadar hızlı, yakıcı ve yıkıcı.
Omuzlarında yüzlerce kilo var. Sandalyede dik oturmak için tüm çabasını harcıyor. Yalnızlık. Bir insan ne kadar yalnız olabilirse o kadar. Hiçbir şey düşünemeyecek durumda. Kalp krizi geçirme ihtimali geliyor aklına. Ama beyni hiçbir şeyi değerlendiremeyecek durumda. Aklına gelen şeyleri evirip çevirme yetisini kaybetmiş.
Sağdaki oyuncu sinek papazı elinden çıkarıyor. Bir insanın hayatı hiç umursanmadan ucundan tutulup çöplüğe atılıyor. İlk kez düşünebiliyor. Düşünebildiğinin farkında olmadan bu benzetmeyi yapıyor. İçinde ağır bir mağmanın aktığını duyumsuyor. Yakmaz mı bu mağma. Tüm iç organları ağır alevin içinde. Beyninden aşağıya doğru iniyor.
Karşısındaki çekti kartı. Her çekilen kart gibi bu da vücudundan et koparılmış gibi sıçratıyor. Etin kopması mühim değil. Sorun hayatta kalmakta; bekleyebilmekte kupa kızını…
Devamını okuyun!