Su an dunya futbolunda futbolcuların degerleri yaslarına gore biçiliyor. Bir cok futbol klubu “Tarama Sistemi” kullanıp dunyanın her bir kosesinden genc ve yetenekli sporcu buluyorlar. Bizde ise bu tarama sistemi kavramı pek oturmamıs. Bu kadar genc ve cocuk nufusu avantajına sahip olmamıza ragmen. 70 milyonluk bir ulkede yasadıgımız dusunulurse, bu yetenekleri cevremizde bulmamız pek de zor olmasa gerek. Tabi bunun için hayal gücü, vizyon ve cesaretli davranmak gerek. Su anda Türkiye’deki üç İstanbul’lu buyuk kluplerin basını cekip, diğer kluplerin de bunları takip ettiği populist yaklasımla goze girme eğilimlerini değerlendirirsek, bu uretim kulturune henuz muaffak olamadıgımız gorulmektedir. Bu populer yaklasım sadece bizim futbol klupleri ile sınırlı da kalmayarak medya, spor federasyonları, seyirciler ve burokratları da içine almaktadır. Malesef her sektor kendi içinde bir uretim kaygısı içinde değil mevcut durumdan rant saglama cabasındadır.
Amerikan Profesyonel Basketbol Ligi oyuncularının cok buyuk bir cogunlugunun universitelerden ve kolejlerden geldiğini bilmekteyiz. Bir kısmı da lise dengi okullardan. Bu genclerin hem spor yaparken hem de eğitimlerine devam etmeleri için buyuk bir gayret verildiğinin farkında mısınız. Biz de ise eger genc bir sporcunun profesyonel bir yasama adım atması için okulu liseden sonra ve ya cok daha once bıraktırma zorunlulugu o genclerin kendilerini geliştirebilemeleri acısından ayrıca bir fırsat esitsizliğidir.
Acaba sunu hayal etmek zor bir sey midir? Devşirme sporculara bu fırsatları yaratırken ve yabancı futbolcu sayısı geyiği yaparken bir taraftanda her spor klubunde universitede okuyan ya da universite mezunu sporcu zorunlulugu konulsa, ve aynı sekilde universitelere yonledirilecek bu sporcuların lise ve ortaokuldan takip edildiği farzedilirse, teknolojinin bu kadar kolaylastırıcı oldugu gunumuzde, her cocuk ve gencin varlığını takip etmemiz oldukca kolay olabilir.
Ben mevcut her universitenin dahil oldugu bir lig, ve bu liglerden gelen sporcuların draft edilerek fulbol, basketbol, voleybol ve bunun olabileceği tum spor branslarına dahil edilmesini gormek isterdim. Bu, cocukların ve genclerin hayallerini okul bahcelerinde de bulmasına yardımcı olamaz mıydı? Belki de hem sevdiği bir işten para kazanmasının yanında, hem de hiç dilemeyerek gittiği universiteden belki vizyonunu daha da genişletebilecek bilgiler toplayabilir. Bunu bilimin ve iş hayatının her diliminde gormek ulkenin kendi kaynaklarının ne kadar değerli oldugu konusunda da bir fikir verebilir insanlara.
Kim bilir belki de bir gun bu sayede siyaseti yapma fırsatını zengin is adamlarından alıp siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler veya kamu yonetimi mezunu bir gence bırakabiliriz.
Pazartesi, Haziran 25
Nerdeyiz Biz?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
Türkiye'de her kesimden insana rantın bu kadar tatlı gelmesinin sebebi vizyon eksikliği mi, yoksa birey olmaktan yoksun kimliklerin hayal gücü eksikliğinin yol açtığı yeni birşey üretememe durumu mu? Yoksa insanlar çok düşünüp de hayata geçirmeye mi korkuyorlar bu ülkede?
"Cevap ne olursa olsun sonuç değişmiyor" yaklaşımı ve sisteme duyulan inançsızlık değişime engel oluyor, tüm tersliklere rağmen kafasını kalabalığın üstüne çıkaranın şevkini kitleler köreltiyor. Problemleri görenler de karamsar olmayı tercih ediyor.
Bu yazı ise bu durumların her zaman böyle olmadığını gösteriyor, eline sağlık hocam.
Eline sağlık.
Türkiye'de sporla eğitimin bir arada yürütülememesi ya da sporcu eğitimin bilimsellikten uzak olması, eğitime geç yaşta başlanması ve bir çok eksiklik, eğitim sistemimiz ve sporcu eğitimi açısından ciddi sorunlar. Öte yandan genelde ABD, özelde ise NBA'deki sistem ne kadar doğru, tartışılır. NBA ve benzeri organizasyonların profesyonel oluşları, yönetici kurumların sportif hazdan ziyade kar etmeyi düşünmeleri, bu nedenle sporcuların sezon boyunca durmadan seyahat etme ve içinde bulundukları endüstriye kar ettirme zorunda olmaları, vs.
Spor ve eğitiminin yanında, hatta belki de önceside endüstriyel sporu, bunun nedenleri ve sonuçlarını, bu yapının spora mı yoksa başarı merkezli bir düşünce yapısına mı hizmet ettiğini tartışmamız lazım.
Keyifle okumak için senden bir de bu konuda bir yazı istesem, acaba fazla bir şey mi istemiş olurum:)
Yorum Gönder