Çarşamba, Mayıs 2

Hukuk vs Mantık

Soru şudur:
Anayasa Mahkemesi "Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılabilmesi için meclis genel kurulunda 367 milletvekili olması gerekir" kararını aldı.

Geleceğe dair şöyle bir simülasyon yapalım.
Ülke yeniden seçimlere gitsin. Seçimlerden 180 küsür milletvekili çıkaran bir parti meclise girsin. Bu partinin birinci sırada olup olmaması önemli değildir.

Meclisin yeniden cumhurbaşkanlığı seçimine gittiğini ve partilerin kendi adaylarını çıkardığını düşünelim. Birinci parti (diyelim ki 250 küsür milletvekili var) bir aday koysun. İkinci parti(diyelim ki 180 küsür milletvekili var) başka bir aday koysun.

Bu durumda karşımıza çıkacak problem şudur. İkinci parti kendi adayının aritmetik olarak seçilemeyeceğini düşünerek genel kurula katılmayabilir. En azından bu resti ortaya atarak ülkede bir kaos ortamı oluşturabilir.

Sonuç ne olacak?
Meclis cumhurbaşkanı seçemediği için yeniden seçim kararı almak zorunda kalacak.

Bu kısır döngü her zaman bu ülkenin karşısına çıkacaktır.

Bu kararla birlikte, söyle bir sonuç ortaya çıkıyor. Cumhurbaşkanı seçilecek insan ancak ve ancak meclisin tüm partilerinin ortak adayı olacak biri olmalıdır.
İşte bu düşünce bence çok tehlikelidir. Çünkü böyle bir iteleme demokrasi kavramını daha da özelleştirisek seçilme hakkının tam olarak ortadan kaldırılmasına neden olur. Herhangi birinin aday olup teknik olarak seçilme şansı ortadan kalkmaktadır. Bu adayı, ancak meclisin tamamı (en azından 367si) konsensüs sağlayarak seçtirebilir.
Alın size Türk demokratik hayatına atılmış büyük bir darbe.

Sorumluları sağolsun.

1 yorum:

tasho dedi ki...

Bu ve benzeri ucube kararları şimdi ve her zaman eleştirmeliyiz, ta ki gerekli yasal düzenlemeler yapılana ve kudretliler "artık içtihat oluştu" diyemeyene kadar.
Teşekkürler.